Menü
Skip Navigation Links
Kuran-ı Kerim

Kuran-ı Kerim Arapça
Kuran-ı Kerim Meali

Kütüb-i Sitte
Dini Sözlük

Veda Hutbesi

 

 

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)


Şahid ol yâ Rab!


Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Namaz Vakitleri

Peygamberler

kuran.
 

Osmanlı


 

Süleyman Kaya'nın Erbakan Yazısı

“O” lider düşündü:
 
Şafak vakti uyandı.

Sabahın o sessiz ve ulvi derinliğinde kıldığı namazın ardından iki elini açarak rabbine dua etti.

Duasını bitirdikten sonra yaklaşık bir saat seccadenin üzerinden kalkmadı, tüm hayatı ve mücadelesi gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geldi, geçti.

Düşündü: “Ben kimim? Ve bu hal neyin nesi?”

Daha küçük yaşlarda arkadaşlarıyla oynadığı ‘devlet’ oyunuyla, bin yıl dünyaya hükmetmiş ama kısa bir süre önce ihanetlerle yıkılan asil bir milleti şaha kaldırmayı düşünecek kadar bir sevdaya tutulmuştu.

üniversite yıllarında iken en basit bir konuyu bile en ince ayrıntılarıyla detaylandırabilecek kıvrak bir zekaya, bilimin ‘dinsizlik’ gerektirdiği düşüncesini çürüten bir imana sahip bu bilim adamı, Almanya’da yüksek mühendis olarak çalışırken, Türkiye’de en basit makinelerin bile üretilemediğini görünce, ülkesine döndü ve arkadaşlarıyla beraber ilk fabrikayı kurdu.

Büyük Osmanlı’yı çökerten Siyonizm’in Türkiye’deki uzantısı olan İstanbul dükalığına karşı Anadolu’daki üreticiye düşük ücretle yerli sulama motoru satmaya başlayan bu bilim adamının, sadece Türkiye’yi değil, dünyayı adil bir düzene kavuşturmak için başlattığı ilk girişim “O” fabrikaydı.

‘Hasta’ bir ülkeyi tedavi için yollara düşen bu imanlı bilim adamı, mandacı sermayenin sabotajlarına rağmen aynı zamanda Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim’e de imza atmıştı.
Faizci bankerlere halkın parasını dağıtan ‘O’ birliğin başına geldiğinde, Anadolu’daki üreticiye kredi vermeye başlayınca, polis zoruyla “Birlikten” uzaklaştırılmıştı.

Aslında bu uzaklaştırma farkında olmadan “O”nu halkıyla bütünleştirme girişimiydi.
Bin yıldır İslam’la yoğrulmuş bir milleti, dışarıdan ihraç edilen ve aynı merkezden yönetilen ‘sol’ ve ‘sağ’a karşı, ‘Hayır bu millet ne sağcıdır ne solcudur. Bu millet bin yıldan beri Müslümandır’ diyerek, Siyonizmin ‘sol’ ve ‘sağ’ oyununa çomak sokmuştu.

Bir bilim adamının, bir Profesörün, okuma yazma bilmeyen ama inançlı bir halkı ‘Selamünaleyküm’ diyerek selamlaması ve konuşmalarına besmele ile başlaması; yıllardır üzerlerinde uygulanan ‘dinsizlik’ projesinden bıkan bu halkı heyecanlandırmıştı.

‘Ey halkım. Siz ne sağcısınız ne solcu. Solcu da sağcı da sizi sömürüyor. çünkü ikisinin başında da bir ağa vardır. Ağanın bir oğlu solda, diğeri sağda siyaset yapıyor. Kim seçilirse seçilsin, kazanan yine ağa oluyor’ diyen bu imanlı profesör, dünya sisteminin en karmaşık ilişkilerini, sağın da solun da Siyonizm’e çıktığını yalın bir dille halkına anlatıyordu.

‘önce ahlak ve maneviyat’, ‘İnanç tekeden süt çıkarır’ sözleriyle Müslüman halkı, Türkiye’nin kurtuluşunun ancak iman ve azimle olabileceğine ikna eden 20. yüzyılın bu en büyük fikir adamı, milyonlarca inançlı ve eğitimli insan yetiştirdi. Bugün bu milyonlarca eğitimli ve aynı zamanda inançlı insan Türkiye’yi yönetiyor.

Ağır sanayi hamlesi başlatarak, ülkenin her tarafını baştan aşağı fabrikalarla donatan “O” lider, ‘Yüz bin tank üreteceğiz’ dediğinde, buna dudak büken ufku ve hayalleri bile sınırlı, feraseti kapanmış nasipsizlere “Siz bizim yaptıklarımızı hayal bile edemezsiniz” diyerek cevap vermişti.

Uğrunda mücadele ettiği kutlu davasından geri döndürülmek için önüne konan her türlü engele rağmen hiçbir zaman inandığı kutlu davasından vazgeçmedi.

1897’de Theodor Herlz’in başkanlığında toplanan Siyonizm Kongresi’nde alınan kararlardan biri de Türkiye’yi içine alacak ‘Büyük İsrail Projesi’nin 100 yıl içerisinde tamamlanmasıydı.

Yani 1997’de bu projenin tamamlanması gerekiyordu.

Ancak, ‘Eğer kafirlerin bir oyunu varsa, Allah’ın da bir oyunu vardır ve Allah kafirlerin oyununu bozar’ kuralı işledi ve Allah’ın izniyle bu imanlı profesör iş başına geldi.

Başa gelir gelmez, Siyonizm’in tüm ekonomik çarklarını kapattı ve halkına kısa sürede büyük bir refah sağladı. Ve tam Büyük İsrail kurulmak üzereyken, ortaya bir İslam Birliği çıktı.

Türkiye’yi yeniden dünyanın merkezi haline getirmek için ilk adımı attı.

O’nun “O” dev mücadelesini basit bir siyasi ve Türkiye’yle sınırlı bir fikir mücadelesi sanan ‘cüceler’, aslında O’nun dünyayı değiştirmeye çalıştığının da farkında olamayacak kadar sufli şeylerle uğraştılar ve uğraşıyorlar.

O, yasaklandı. Ama unutulmamalıdır ki, aynı zamanda Büyük İsrail de kurulamadı. Siyonizm de büyük bir darbe yedi !

Almanya’daki üniversitelerde ‘Dünyanın En Genç Profesörleri’ listesinde yer alan ve Leopar tanklarının ısı sistemini geliştiren bu imanlı bilim adamının Siyonizm’in ‘kiralıkları’ tarafından ‘tutsak’ edildi.
O milyonlarca kilometre karelik dünyayı almayı kafasına koyarken, “O” nun gölgesinden korkan satılmışlar, O’nu 32 bin metrekareye hapsettiler.

Bir Alman mühendisin ‘O Almanya’nın başında olsaydı, tüm dünya Almanların olacaktı’ sözleri şimdi kulağımda çınlarken, bu ‘adi’, ‘aşağılık’ ve ‘küçük’ insanların bu kutlu insana gördüğü reva, isyan ettiriyor.

Ama eminim bu durum bile O’nun hiç umurunda değildir. çünkü O, işleyeceği zerre miskali hayrın da şerrin de hesabını Rab’bine vereceğinin şuur ve bilincindedir.

Kendisine karşı en ağır hakaretlerde bulunanları bile affedebilecek bir asilliğe sahip bu imanlı lider için, mücadele hiçbir zaman bitmeyecektir.

O yine şöyle düşündü:

” Ey halkım! Sevinin! Başlar yüksekte
Eve dönsek de sevinin, dönmesek de
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir”

Tekrar düşündü: Ben kimim? Ve bu hal neyin nesi?
Ve cevapladı:
Ben inanmış bir adam.
‘Bu hal neyin nesi?’ ‘Bu hal’ Hak ile batılın mücadelesi .
Ve hep devam edecek.

Yüzündeki tatlı tebessümle “Zafer inananların olacaktır” diye içinden geçirdi.
“Hayat, iman ve mücadeleden ibarettir” diyerek; tekrar Rab’bine şükürler etti…

Bu Sayfa Defa Okundu
Üye Girişi
Sitemize Hoş Geldiniz 
Üye Ol   Giriş
Agd Genel Merkez

Milli Gazete

Tv 5



Anadolu Gençlik Dergisi

Genç İstikbal Dergisi

Öğ-Der

Esam

Giresun da Hava Durumu

GİRESUN UN ÜÇ GÜNLÜK HAVA TAHMİNİ

Sayfa Gösterimi

Ziyaretçi Sayılarımız

Filistin'e Mektup

mektup

Sitemizden Haberler

Güncel Haberler