Basın açıklaması 10.07.2009 Cuma günü saat 13.00 da Ataparkta gerçekleştirildi. Basın Açıklamasını Anadolu Gençlik Derneği Giresun Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Öner Tosun yaptı.
Doğu Türkistan'da son günlerde yaşanan ve yürek sızlatan hadiseler milletimizi derin bir kedere ve endişeye sevk etmiştir. Demirperde ülkesi katil Çin tam bir asırdır sürdürdüğü Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik katliamlarına bir yenisini daha eklemiştir. Birkaç gündür yaşanan olaylarda yüzlerce dindaşımız ve soydaşımız hayatını kaybetmiştir. Tüm dünyanın gözü önünde sistematik bir asimilasyona tabi tutulan Müslüman Uygur Halkı göz göre göre katledilmektedir. Öncelikle Anadolu Gençlik Derneği olarak Doğu Türkistan’da dünyanın gözleri önünde cereyan eden bu kanlı olayları kınıyoruz. Bu olayların ve saldırıların Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bölgeye yaptığı ziyaretin hemen sonrasında meydana gelmesi düşündürücü ve esef vericidir.
Bu mesele uzun yıllardır kanayan bir yara durumundadır. Bu zulüm artık dayanılmaz bir hal almıştır. Bizler 5 Temmuz akşamı başlayan ve hala devam eden katliamları iki işçi grubu arasındaki basit bir çatışma olarak görmüyoruz. Bu mazlum coğrafya 100 yılı aşkın bir süredir adeta bir soykırıma maruz kalmaktadır. Yaklaşık bir asırdır bölgede her türlü insanlık dışı muamele yaşanmakta ve dindaşlarımızın en temel hak ve özgürlükleri despotça ihlal edilmektedir. Din eğitimi yasak şartlarda devam ettirilmekte, camilere 18 yaşın altındakiler, kadınlar, memurların girmelerine müsaade edilmemektedir. Bunların yanında nükleer denemeler Uygurların yaşadıkları yerlerde gerçekleştirildiği için radyasyona bağlı komplikasyonlar adeta bir etnik imhaya dönüşmektedir. Çin milyonlarca km2 lik bir alanı hapishane haline getirmiş durumdadır. 30 milyona yakın Doğu Türkistanlı en doğal insan haklarından mahrum bırakılarak kölelik rejimi altında hayatta kalmaya çalışmaktadır.
İnançlarının gereklerini yerine getirmeye çalışan Uygur Türklerinin baskı ve zulüm politikalarıyla sindirilmeye çalışılmasını kabul etmiyoruz. Çin Halk Cumhuriyeti şunu unutmamalıdır ki katlettiği insanlar sahipsiz değildir. Müslüman Uygur Türklerinin acısını yüreğinde hisseden milyonlarca kardeşi olayları bütün şiddetiyle lanetlemektedir. Çin hükümeti despot uygulamalardan ve temel insan hakları ihlallerinden derhal vazgeçmelidir. Müslüman Uygurların insanca yaşam haklarına saygı göstermelidir. Milletimizin arzusu ve beklentisi, soydaşlarımızın Çin'in toprak bütünlüğü içinde temel hak ve özgürlüklerden yararlanacakları şartların ve ortamın hazırlanması ve maruz kaldıkları şiddet ve baskıların biran önce son bulmasıdır.
Bölgede yaşananlara karşı ortaya konulan duyarsızlık üzücüdür. Ticari bir takım menfaatleri uğruna bu olaylara sessiz kalan ülkeleri kınıyoruz. İran’da yaşanan olayları bahane ederek dünyayı ayağa kaldıran batının bu olaylara kayıtsız kalması son derece manidardır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti sorumluluk alanının sadece kendi hudutları ile sınırlı olduğunu düşünemez. Türk hükümeti Uygurlu kardeşlerimize yönelik saldırıların derhal durdurulması için vakit geçirmeksizin kararlı bir tutum sergilemeli, Çin hükümeti nezdinde gerekli girişimlerde bulunmalı ve bunun ısrarlı takipçisi olmalıdır. Ülkemizdeki siyasi iktidar içinde bulunduğu ağır mesuliyetin farkına bir an önce varmalı ve bu zumlun sona ermesi için gerekli hamleleri yapmalıdır. Hükümet, Türkiye’deki Çin elçiliği vasıtası ile Çin’e ciddi bir uyarıda bulunmalıdır. Çin’e karşı gerekli siyasi, ekonomik ve diplomatik girişimlerde bulunması gerekmektedir. Çin, Doğu Türkistan’daki insanlık dışı katliam, sürgün, ırki aşağılama ve asimilasyon gibi uygulamalarını derhal durdurmadığı takdirde Çin mallarının Türkiye’ye girişine asla izin verilmeyeceği konusunda uyarılmalıdır.
Bu zulümleri yapanlara karşı Müslümanların artık tek yumruk olma vakti gelmiştir. Uluslararası kamuoyu ve Türkiye, daha fazla acziyet göstermeden sürece açık şekilde müdahil olmalıdır. Bu nedenle BM ve İKÖ başta olmak üzere dünya kamuoyunu harekete geçmeye çağırıyoruz. Bu vahşetin sorumluları ortaya çıkarılmalı ve yargılanmalıdır. Türkiye devleti de çözüm için öncülük rolünü üstlenmeli ve sonuç alıcı girişimlerde bulunmalıdır. Türkiye, AB blokundan ayrı bir şekilde dindaşlarına ve soydaşlarına karşı girişilen bu saldırıları kınamaktan öte caydırıcı bir güç olmak zorundadır. Bunun için Türkiye’nin öncülüğünde kurulan D-8 derhal hayata geçirilmeli ve zulme karşı gerekli tedbirler derhal alınmalıdır. .
Anadolu Gençlik Derneği olarak vicdan sahibi insanları Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı bu vahşete karşı tavır almaya, tepki vermeye davet ediyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle buraya gelen tepkisini veren tüm kardeşlerimize teşekkür ediyoruz. Tepkimizi göstermek için zulüm ve işkence uygulayan ülkelerin mallarını almayarak em azından tepkimizi bizlerde göstermeliyiz.
Katılan kardeşlerimize teşekkür ediyoruz. Zulmün bir an önce durmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz.

