Bosna Hersek'in doğusunda, Sırbistan sınırına 10 km. Uzaklıktaki Boşnak kenti Srebrenica savaş öncesinde 36 bin müslüman Boşnak'ın yaşadığı mutevazı bir şehirdi. Her taraftan kuşatılan ve şehre yiyecek yardımının bile girişine Sırplar müsaade etmez iken ellerindeki derme çatma silahlarla birbucuk yıl direnmeyi başarmıştı. BM Güvenlik Konseyi, Bosna-Hersek'te, Saraybosna, Zepa, Tuzla, Gorazde ve Bihaç'ı "güvenli bölge" ilan eden 824 sayılı kararı oybirliğiyle kabul etti. Bosna'da ve bilhassa kuşatma altındaki Zepa, Gorajde, Saraybaosna, Tuzla, Bihac ve Srebrenica'da bayram havası yaşandı. BM'ye inanmışlardı. İlk aylarda Sırp çetnikler geriye çekilmiş ve Srebrenica, Tuzla, Bihac, Zepa ve Sarayevo nefes almaya başlamıştı. Sırp lider Karadziç ve komutanı Mladiç ise her fırsatta "Biz İslam'ın Balkanlar üzerinden tekrar Avrupa'ya yayılmasını, saldırıya geçmesini önleyen Avrupa'nın ve Bati medeniyetinin öncü gücüyüz. Bize engel olmanız Hıristiyan medeniyetine, kültür değerlerine ihanettir" diyerek Güvenli bölgeler kararına tepki gösteriyorlardı. 'Güvenli Bölgeler'in güvenliğinden sorumlu Barış gücü UNPROFOR 'a bağlı askerler ile tepeden tırnağa silahlı sırp çentikleri arasındaki dostluk ise, kuşatma altındaki Müslümanları korkutmaya başlamıştı. Çünkü güvenli bölge ilan edilir edilmez Barış gücü tarafından "Sizin güvenliğinizi biz sağlayacağız" diyerek ellerinden silahları alınmıştı. Bütün bunların tuzak ve oyun olduğu çok geçmeden anlaşılacaktı.
BM'nin 'güvenli bölgeler' tuzağı
Aziz ruhu şad olsun, rahmetli Aliya İzzetbegoviç, BM tarafından Güvenli bölge ilan edildikleri halde Sırp çetniklerin kural tanımaz tavırları ve BM Güvenlik Konseyinin kararlarını hiçe sayan tavırlarının endişe verici olduğunu yetkililere bildirerek acil karar alınmasını istedi. Aliya İzzetbegoviç "Ya aldığınız kararlara sadık kalın ve kararlarınıza uyun. Bu kararlarınızı tanımayıp saldırılarını devam ettiren Sırp çentiklerini durdurun ya da "Güvenliğinizden biz sorumluyuz" diyerek Müslüman halkın elinden topladığınız silahları geri verin. Aksi halde meydana gelebilecek her türlü olaydan siz sorumlu olursunuz" Aliya'nın bu çağrı ve uyarısına BM yetkilileri "Biz gerekeni yapıyoruz endişelenmeyin 'Güvenli bölgeler'e giremezler" şeklinde olmuştu.
Barış gücü Sırplarla birlikte
Sırplar ağır silahlarıyla sınıra dayanmış ve Müslüman yetkililere Şehri teslim etmelerini istiyorlardı. Üç Müslüman temsilci BM karargahına gelir ve gördükleri manzara karşısında şaşırırlar. Srebrenica'nın güvenliğinden sorumlu BM barış gücü komutan Hollandalı General Thom Karremanes, Sırp Çentiklerinin komutanı Ratko Mladiç ile kadeh kaldırıyorlardı. Masaya davet edilen üç Müslüman temsilciye bakarak, alaylı bir gülüşle yanındakilere "misafirlerimiz açtır önce biraz yemek verin sonra birlikte kadeh kaldıracağız" der. Bu laflara hep birlikte birde kahkaha atılır.
Müslüman temsilcilerden Nesip Mancic ve İbo Memhedoviç "Biz BM Güvenlik konseyi tarafından ilan edilen 'Güvenli Bölge'deyiz. Bu şehrin güvenliğinden Barış gücü sorumludur" derler. Sırp çentiklerin komutanı "Bırakın bu hikayeleri. Bu topraklar bizim. Size Türkiye'ye kadar gidecek şekilde yollarınızı açacağız. Şehri 5 saat içinde teslim ederseniz bir şey olmaz. Direnmeye kalkarsanız, biriniz sağ kalmaz" der. Müslüman temsilciler BM barış gücü komutanına dönerek "Bunları duymuyor musunuz. Bizim güvenliğimizden siz sorumlu değimli misiniz" deyince Hollandalı sarhoş komutan "Aranızda anlaşın, çok kan dökülmesin" diyerek odadan çıkar.
Son 50 yılın en büyük katliamı
Trajedinin sorumlusu Miloşeviç
Bosna Hersek'te yaşanan kanlı savaşın arkasındaki gizli gücün Sirbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç olduğu biliniyor. Hollanda'nın Lahey şehrinde devam eden BM savaş suçluları mahkemesinde yargılanan Miloşeviç'ın katliamlar konusunda defalarca uyarıldığı ortaya çıktı. Bosna-Hersek'teki BM güçlerinin eski bir komutanı olan Emekli Fransız General Philippe Morillon Lahey'deki BM savaş suçları mahkemesinde, Miloseviç'i Mart 1993'te Srebrenica'da meydana gelebilecek "feci bir trajedi" olasılığı hakkında uyardığını söyledi. Eylül 1992'den Temmuz 1993'e kadar BH'deki BM koruma gücüne (UNPROFOR) komuta etmiş olan Morillon, karşılaştığı durumu şöyle anlattı; "Sırplar, intikam çemberi içinde bulunuyorlardı. Onları harekete geçiren şey intikamdan öte bir şeydi. Katliam yapmaktan çekinmiyorlardı. Uyarılara aldırmadan acımasızca insan öldürdüler. Mart 1993'te doğu Bosna'daki Srebrenica'yı ziyaret ettim, bölge aralıklarla bombardımana tutulmaktaydı; Bosnalı Sırp birliklerin kuşatması sonucu Srebrenica'ya yardım ulaştırılamıyordu. Gıda ve erzak sıkıntısı başlamıştı. Bana yardım edebilecek tek kişinin Miloseviç olduğunu biliyordum, ona durumu anlattım, O tarihte Miloşeviç etki ve yetkilerini kullanarak katliamların ertelenmesini sağlamıştı. Ancak, 11 temmuz 1995'de yaşananlara neden mani olmadığını bilemiyorum". General Morillon, Temmuz 1995'te Srebrenica'nın Sırp güçlerin eline geçmesinden sonra, BM'nin güvenli bölgelerindeki bir kentte erkek çocuklarının katledilmesini hala unutamadığını ifade ediyordu.
SREBRENİCA SEMALARINDA ÇIĞLIKLAR YÜKSELİYORDU
Srebrenica'nın güvenliğinden sorumlu UNPROFOR, yani "BM Koruma Gücü"ne bağlı Hollanda Birliği (Dutchbat) in müsaadesiyle Sırplar şehre saldırmaya başlar. Şehir teslim alınana kadar 3 bin insan öldürülür. Şehrin büyük bir kesimi ateşe verilir. Sağ kalanlar üç kısma ayrılır, çocuklar ve kadınlar , yaşlı erkekler ve genç ile orta yaşlılar ayrı ayrı otobüslere bindirilip götürülürler. 8 bin masum insan üç gün içinde işkencelerle katledilerek toplu mezarlara gömülür. Bu sürede Srebrenica'daki genç kızların, kadın ve çocukların, eşleri, babaları önünde ırzına geçiliyor. Irzlarına geçilen kadın ve genç kızların büyük bir bölümü intihar ediyor.
BM, NATO, AB ve diğer insani kuruluşlar güvenirliklerini Srebrenica olayı ile tamamen yitirmişlerdir. Barış Gücü, güvenli bölgelerde Müslümanların silahlarını topladı, ancak güvenliklerini sağlamadı. Sırplar bu "güvenli bölgelere" saldırdıklarında ise Barış Gücü yalnızca seyretti.
Binlerce Müslüman etnik temizliğe tabi tutuldu; Bu "güvenli bölgeler" tuzağının mimarı ise tanıdık bir isim: Morton Abramowitz. Müslümanların silahları bu bahaneyle alınmış ve sırp katliamına kolaylık sağlanmıştı. Srebrenica katliamı, sadece, bir defada bu kadar çok insanın sistematik olarak katledildiği 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük katliam olarak BM arşivlerinde yer aldı.
'Bilge Kral' telsizin başındaydı
Aliya İzzetbegoviç, telsizin başında hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Yardımcısı Eyüp Ganiç ve Başbakan Haris Silajdziç ve Genelkurmay başkanı General rasım Deliç ile toplandı halindeydi. Zar zor anlaşılan telsiz den insanın kanını donduran sesler ve çığlıklar yükseliyordu. Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç telsizin başına geçer. "Ben Aliya, sizi dinliyorum", "Sayın Cumhurbaşkanım, artık her şey bitti. Çetnikler şehrin kenar mahallelerinden merkeze doğru ilerliyor. Her tarafı yakıp yıkıyorlar. İnsanları evlere toplatıp ateşe veriyorlar. Esir aldıklarını otobüslere ve kamyonlara bindirip kaçırıyorlar. Kendimizi savunacak bir avuç mermimiz yok. Her an burası basılabilir, bu ses kesilebilir. BM Güvenlik konseyinin ilan ettiği Güvenli bölgeler bir tuzaktır. Srebrenica bitiyor Zepa'yı, Bihac'ı, Tuzla ve Saraybosna'yı kurtarın, Bosna size emanet" Aliya'nın titreyen elinden telsizin ahizesi düşer. Büyük bir çaresizlik içinde yanındakilere dönerek "BM ve NATO yetkililerine ulaşın, dünya ülkelerini arayın yardım isteyin acele edin. Türkiye başta olmak, üzere İslam ülkeleri devreye girsin her saniye aleyhimize olacak çabuk olun" der. Aliya hayatını en zor anlarını yaşıyordu. Çok uğraştı ancak hain tuzağı bozmaya gücü yetmedi.
VAHŞETİN SONUCU:
7 BİN TORBA KEMİK
Kayıplar Komitesi Başkanı Amur Maşoviç'in verdiği bilgiler şöyle ; "1992-1995 arası yaşanan savaşta 250 bin insan öldüğü tahmin ediliyor. Tahmin diyorum çünkü nüfus sayımı yapılamadığı için kayıplar ile ilgili net bilgilere ulaşılamıyor . Canını kurtarmak için ülke dışına kaçmış ve halen Bosna Hersek makamlarına bilgisi ulaşmamışlar da var. 28 bin kayıptan 20 binine ulaşıldı. Bu 20 bin insan cesedi 363 toplu ve 3800 tek mezarlardan çıkarıldı. Bunlardan a11 bininin kimliği DNA testiyle tespit edilebildi. Kimliği tespit edilemeyen 9 bin ceset ve 8 bin kişi halen kayıp. Toplu mezarlardan çıkarılan 7000 çuval kemik Vizoko ve Tuzla'da ki Toplu mezar depolarında hazırlanan bölümlerde DNA tespiti için bekletiliyor. Toplu mezarların en büyüğü Srebranica yakınındaki Zvornik şehrindeki ormanlık bölgede bulundu. Bu toplu mezardan 629 ceset çıkarıldı. Toplu mezarlar konusundaki en büyük sıkıntı, Sırplar tarafından mezarların daha sonra anlaşılmaması için karıştırılması oldu. Bazen kol başka yerde gövde kemikleri başka bir yerde bulundu. Şimdiye kadar çıkarılıp kimlikleri tespit edilenler 11 Temmuz 2004'de Potoçari'deki anıt mezara defnedildi.
Ağustos 2001'de 46 yıl hapis cezasına çarptırılan Bosnalı Sırp General Radislav Krstiç'in Lahey'de görülen savunma duruşmasında verdiği ifade katliamların daha öncesinden hazırlandığını ve emri kimlerin verdiğini belgeliyor: "Srebrenica BM Barış Gücü ile görüşmeleri biz değil Radovan Karadziç ile Ratko Mladiç yürütüyordu. Güvenli Bölge ilan edilen Srebrenica'ya girme fikri onlarla yapılan uzun görüşmelerden sonra planlandı. Yani gizli tutulmakla birlikte ciddi pazarlıkların yapıldığı belliydi. Çünkü engelleyici herhangi bir girişimde bulunmadan kapıların bize açılmasından belliydi. Srebrenica konusunda özel olarak 9 defa toplandık. Srebrenica'nın mutlaka Müslüman Boşnaklardan arındırılması gerektiği konusu ortak görüşümüzdü. Nasıl ve ne şekilde hareket edileceğını siyasi lider Radovan Karadziç ve askeri komutan general Ratko Mladiç açıkladılar. 8 ve 9 Temmuz 1995 tarihlerinde gerçekleşen iki ayrı toplantıda alınan kararlar açıklandı. Miroslav Deronjiç, olayların organize edilmesine yardımcı olunması için görevlendirildi. Toplantıda Karadziç, yüksek sesle "Miroslav, hepsinin öldürülmesi gerekiyor. Elinden geleni yap," emrini verdikden sonra, bize dönerek "sizde Miroslav Deronjiç ile koordineli olarak hazırlıklarınızı 14 Temmuz 1995'e kadar tamamlayın" diyerek görevlendirme yapmıştı. O zaman Miroslav Deronjiç, Komutanlığının yanında Srebrenica yakınlarındaki Bratunac belediye başkanıydı."
Katliam emrini Miladiç verdi
Miroslav Deronjiç de itiraflarında katliam emrinin General Radko Mladiç'den geldiğini açıklıyordu. Bratunac tugayında görevli eski bir istihbarat subayı Momir Nikoliç ise yeminli beyanında, çok sayıda Bosnalı Sırp yetkiliyle operasyon hakkında görüştüğünü açıkladı. Nikoliç, katliamdan önce Kritiç'in Mladiç'le birlikte iki toplantıya katıldığını söyledi. O zamanlar Radislav Krstiç'e rapor veren tugayın komutanı olarak görev yapan Yarbay Dragan Obrenoviç de, Mladiç'in emirleri doğrultusunda yer aldığı şeklinde ifade verdi. Lahey'de devam eden BM Savaş Suçluları Mahkemesinde Srebrenica katliamlarının emrini Bosnali Sırp lider Radovan Karadziç ve Bosnalı Sırp Ordu komutanı Ratko Mladiç'in verdiği ve bu iki yetkilinin emrinde olan komutanlar General Radislav Krstiç, General Momir Nikoliç, Albay Vidoje Blagojeviç, Yarbay Dragan Oberenoviç, Yarbay Dragan Jokiç, Subay Milorad Trbiç ve Miroslav Deronjiç 'den oluşan bir ekip tarafından gerçekleştirdiği tesbit etti. Ayrıca alınan ifadeler de yer alan itiraflar Sirbistan Devlet Başkanı Slobodan Milöşeviç'in katliamdaki rolünü de belgeliyor.
Ağlatan buluşma
"Her hatırladığımda göz yaşımı tutamam. O benim içinde kanayan bir yaradır, nekadar üzüldüğümü bilemezsiniz." Evet yaşlı gözlerinden yaşlar dökerek bu sözleri Srebrenica için söylüyordu, rahmetli Aliya izzetbegoviç. İlerleyen yaşına rağmen sabahlara kadar uyumadı, çareler aradı, her yere baş vurdu, ancak gücü Srebrenica katliamını durdurmaya yetmedi. Ölümüne kısa bir zaman kala ziyarete gelen Srebrenica'lı anaları görünce biran ayağa kalkıp karşılamak istedi, ancak yorgun vücudunu kaldıracak dermanı, kalmamıştı. Çocuk gibi ağlamaya başlayan rahmetli Aliya, Srebrenica analarına sarılarak şunları söylüyordu. "Srebrenica için çok ama çok uğraştım. Ancak gücüm hain ve zalimlere yetmedi. O gece ellerimi Allah'a kaldırıp şehitlerimize dua ettim, sizede sabır vermesi için yalvardım. Sizi görünce utanıyor ve kahroluyorum. Ve sizden özür diliyorum, hakkınızı bana helal etmenizi istiyorum."
Hollandalı askerler itiraf etti
Srebrenica katliamı mağdurlarına ait iki ailenin Hollanda hükümetine açtığı tazminat davasında ilk ifade veren kişi Hollandalı bir subay oldu. Hollandalı komutan Berend Oosterveen Hollandalı barış güçlerinin Müslüman kuşatmasını hedef alan Sırp saldırısına karşı hazırlıksız olduklarını ve görevlerini ihmal ettiklerini kabul etti. 7 binden fazla erkek ve erkek çocuğun katledildiği ve yakın tarihin en korkunç katliamı olarak tarihe gecen Srebrenica faciasının baş sorumlusu BM Barış gücü UNPROFOR'a bağlı askeri birliğin Hollandalı komutanı subay B. Oosterveen , Sırplarla işbirliği yaptığı, toplu katliamlara sebep olduğu, görevini yerine getirmediği gerekçesiyle yargılanıyor. Oosterveen mahkemede, "Vicdan azabı duyuyorum. Ben bu şekilde bir katliamın olacağını zannetmemiştim. Ayrıca onları durduracak asker ve silah gücümüz yoktu. Katliamın sorumlusu ve sebepcisi olarak hakkımda dava açılmasından utanıyorum. Görev sürem içinde eksiklerim oldu ancak bu katliamı önlemeye gücüm yetmedi" diyordu.
Miloşeviç: Miladiç beni dinlemedi
BM savaş Suçluları Mahkemesinde devam eden duruşmalarda Miloşeviç, katliamlar konusunda Mladiç'i uyarmasına rağmen, kendisinin dinlenmediğini iddi etti. NATO eski Genel sekreteri emekli General Wesley Clark BM savaş suçları mahkemesine verdiği ifadede Slobodan Miloseviç'in Bosnalı Sırpların Srebrenica'da bir katliam planladıklarından önceden haberdar olduğunu belirtti. Clark mahkemeye, resmi toplantının dışında Miloseviç'le Srebrenica katliamı hakkında konuştuğunu söyledi. Clark, Miloseviç'e şu soruyu yöneltmiş: "Sayın Başkan, Bosnalı Sırplar üzerinde nüfuz sahibi olduğunuzu söylüyorsunuz. Peki nasıl oldu da General Ratko Mladiç'in Srebrenica'da bu kadar insanı öldürmesine göz yumabildiniz?" Bir an duraklayan Miloseviç şunları söyledi: "General Clark, Mladiç'i uyardım, fakat beni dinlemedi."
'Ölüm yürüyüşü' başladı
Srebrenica'da 10 yıl önce 8 bin Bosnalının öldürüldüğü katliamın yıldönümünde, 'Özgürlük yoluna kadar-Ölüm yürüyüşü' adlı bir etkinlik düzenlendi. Srebrenica katliamından kurtulmayı başaranlar ve onlara destek verenler, Bosna'nın kuzey doğusundaki Zvornik'ten Srebrenica'ya doğru "Özgürlük yoluna kadar-Ölüm Yürüyüşü" adlı 70 kilometrelik bir yürüyüşe başladılar. Bu yürüyüşe katılan yaklaşık bin kişi, dağlık yollardan ve bazı yerleri mayınla döşeli olan bölgelerden de geçecek. Bu nedenle büyük güvenlik önlemleri alındı. Bugün gece saatlerinde Srebrenica'ya ulaşmayı planlayan katılımcılar, bu üç günlük yürüyüşü, bir protesto olarak da görüyor. Çünkü gerçekleştirilen katliamdan 10 yıl sonra Avrupa'nın aranan kişileri Karaciç ve Mladiç hala tutuklanmadı.
Bosna Hersek'te yaşanan kanlı savaşın başsorumluları olarak 1995'den beri aranan Sırp lider Radovan Karadziç ve Bosnalı Sırp komutan Ratko Mladiç'in tutuklanması için EUFOR ve NATO güçleri tarafından gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ele geçirilen video kasetlerine dünyayı ayağa kaldıran o görüntüler Srebrenica faciasında yaşananların binde biri bile değil. Ancak üç dakikalık görüntü bile yaşanan katliamın boyutunu göstermeye yetti. Dünyanın tepkisi karşısında Sırp makamları katliamları gerçekleştiren Akrepler adlı özel birlik'in eski mensuplarını tutukladı. Akrepler Birliği, Sirbistan içişleri Bakanlığına bağlı özel biriminin mensupları idiler. Bu gerçekler karşısında caresiz kalan Sırbistan Başbakanı Vojislav Kostunica 2 Haziran 2005 tarihinde Belgrad'ı ziyaret eden BM savaş suçları başsavcısı Carle del Ponte ile düzenlediği basın toplantısında, 1995'de Srebrenica'da Müslüman esirlerin infazında yer aldığı iddia edilen çok sayıda kişinin tutuklandığını açıkladı. Kostunica, on yıl önce işlenen bu "gaddar, duygusuz ve utanç verici suçun", ilgili makamların eline yeterli bilgi geçer geçmez ayrıntılı şekilde kamuoyuna ifşa edileceğini söyledi. Timsah göz yaşları döken Kostunica, halen Sirbistan tarafından himaye edilen Çetnik katilleri tutuklayıp teslim etmedikçe samimiyeti kabul edilemez. Radovan Karadziç ve Ratko Mladiç hala serbestler. Boşnak halkı bu zalimlerin Sırp yönetimince himaye edildikleri kanaatini taşıyor.
Dünyayı ayağa kaldıran görüntüler












